23 Ağustos 2017

ANTALYA CEZAEVİNDE TUTUKLU OLARAK BULUNAN HAMZA KAÇMAZ’IN ÖLÜMÜNDEN SORUMLU OLANLAR HAKKINDA DERHAL ETKİN SORUŞTURMA SÜRECİ BAŞLATILMALIDIR

 

Gazetelerde yer alan haberlere göre, Antalya E Tipi Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu olarak bulunan 22 yaşındaki Hamza Kaçmaz, 16 Ağustos 2017 tarihinde kendini çamaşır ipiyle astığı iddiasıyla Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürülmüş ve ne yazık ki 19 Ağustos 2017 tarihinde yaşamını yitirmiştir.

Öncelikle bir kez daha hatırlatmak isteriz ki, insanların özgürlüklerinden alıkonulduğu mekânlar olan cezaevlerindeki tüm tutuklu ve hükümlülerin sağlıklarının korunması ve can güvenliklerinin sağlanması devletlerin (pozitif) yükümlülüğü altındadır.

Kaldı ki, kamuoyuna yansıyan ilk bilgiler ışığında Hamza Kaçmaz’ın işkence ve diğer kötü muamele uygulamaları sonucu yaşamını yitirdiğine yönelik son derece ciddiye alınması gereken bulgular söz konusudur.

Bunların başında her ne kadar kimi yayın organlarında kendini asma iddiasına yer verilmiş ise de 20 Ağustos 2017 tarihli Ölü Muayene Tutanağı’nda yer alan “Tahkikatında ası olayı bildirilmekle birlikte boyun bölgesinde haricen belirgin ası telemi [asının boyun cildinde oluşturduğu iz] tefrik edilmedi” ifadeleri yer almaktadır. Bununla birlikte, her iki el bileğinde kelepçe uygulaması ile uyumlu iz olduğu tespiti yer almaktadır. Öte yandan “Kendisinin ‘yıkım ekibi’ olarak isimlendirilen gardiyanlar tarafından dövüldüğünün öğrenildiği” şeklinde yine basın organlarında yer alan ifadeler Hamza Kaçmaz’ın ölümüne ilişkin ciddi kuşkular oluşturmaktadır.

Bu nedenle hukuk-dışı, keyfi ve yargısız infaz şüphesi olan durumlara yönelik olarak 1991 yılında Birleşmiş Milletler tarafından yayınlanan ve ulusal mevzuatta da yer alan Birleşmiş Milletler Hukuk Dışı, Keyfi ve Yargısız İnfazların Önlenmesine ve Soruşturulmasına İlişkin El Kılavuzu (Minnesota Protokolü olarak bilinen) esas alınarak derhal bağımsız özel bir komisyon tarafından kapsamlı, bilimsel ve tarafsız bir soruşturma sürecinin başlatılması gerekmektedir. Yalnız Hamza Kaçmaz’ın ölümüyle sınırlı olsa bile, ancak bu kapsamdaki etkin bir soruşturma sürecinin sonucunda hakikate ulaşma, adalet duygusunun hissedilebilmesi ve başta yakınları olmak üzere onarım süreçlerine katkı sağlanabilmesi olanaklı olacaktır.

Son on bir yılda, yakın tarihimizde benzeri olmayan şekilde toplam nüfusu yaklaşık dört misli artmış olan cezaevlerinde (Adalet Bakanlığı verilerine göre 2005 yılında 55.870 olan tutuklu/hükümlü/hüküm özlü sayısı, 17 Şubat 2017 itibari ile 209.941’e yükselmiştir), özellikle son dönemde belirgin olarak yoğunlaşan işkence ve diğer kötü muamele iddiaları da göz önüne alındığında Hamza Kaçmaz’ın ölümü ile sonuçlanan bu sürece yönelik etkin bir soruşturma gerçekleştirilmesi daha da önem arz etmektedir.

Türk Tabipleri Birliği ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı olarak bizler, Hamza Kaçmaz’ın ölümüyle ilgili soruşturmada Minnesota Protokolü’ne riayet edilmesini talep ediyoruz. Hamza Kaçmaz’ın ailesinin hakikat hakkının sağlanması için de bu sürecin yukarıda yer verdiğimiz şekli ile amaca uygun olarak gerçekleşebilmesi adına her türlü çaba içinde olacağımızı kamuoyu ile paylaşıyoruz.

TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ

TÜRKİYE İNSAN HAKLARI VAKFI