MENÜ
ANA SAYFA
x

Diyarbakır’daki Sivil Kurumlar Olarak Her Türlü Sorumluluğa Hazırız

ORTAK AÇIKLAMA
06.10.2015

BASINA VE KAMUAYONA

                                                                                               06/10/2015-Diyarbakır

Biz aşağıda isimleri bulunan Diyarbakır’daki sivil toplum örgütleri olarak,  Türkiye’de ve özellikle de bölgede son üç aydır yaşanan silahlı çatışmaların, toplumun her kesimini derinden etkilemesi, manevi ve toplumsal değerlerimizi tahrip edici bir noktaya gelerek başta yaşam hakkı olmak üzere, her türlü insan hakkını ortadan kaldıran bu süreç nedeniyle kaygı ve endişelerimizi, zaman zaman bireysel zaman zaman da ortak basın açıklamaları şeklinde kamuoyu ile paylaşmıştık.

Yaşanan son gelişmeler karşısında, toplumumuzun manevi, insani ve toplumsal duygu ve değerleri daha da fazla tahrip edilmeden ve özellikle de önümüzdeki seçimlerin demokratik, özgür ve güvenli bir ortamda yapılması ve halklarımızın özgürlük ve demokrasi taleplerinin yaşam bulması için, toplumumuza ve insanlığa karşı sorumluluk bilinciyle, tarafların kaygı ve beklentileri bir yana, yürütülmekte olan bu kirli savaşa karşı tutum alıyoruz.

Geçtiğimiz son üç yıl içerisinde geliştirilen diyalog ve çözüm çabaları ve çatışmasızlık ortamı; ekonomik,  sosyal ve siyasal yaşam başta olmak üzere, toplumsal yaşamın her alanında büyük bir rahatlama ve gelişmeler sağlamış; silahlı çatışma ve öldürmeleri sona erdirmişti. En son Dolmabahçe Sarayında kamuoyuna açıklanan metin, Kürt sorununun demokratik çözümü için tarihi bir fırsat sunmuş ve geniş bir halk desteği görmüştü.  Ancak sorunun köklü ve kalıcı  çözümüne odaklanılmamış, yasal ve anayasal değişiklikler üzerinde çalışılmamış, aksine Dolmabahçe Mutabakatının bir yana bırakılarak süreç heba edilmiştir. Aynı gelişmelere paralel olarak Sayın Öcalan ile yürütülen görüşmeler kesilerek süreç   fiilen sona erdirilmiştir.

Silahlı çatışma sürecinin hiç kimseye bir şey kazandırmadığı, kazandırmayacağı ve bu sürecin kazananının da olamayacağını, kırk yıllık ağır çatışmalı süreç deneyimi bize fazlasıyla öğretmiştir. Türkiye halkları olarak bütün sorunlarımızı diyalog ve müzakere ile çözmek dışında bir şansımızın olmadığının herkesin bilmesi gerekir. Barışçıl çözüm yoluna dönülmesi için, tek taraflı / çift taraflı vb. kavramları geride bırakarak derhal yerleşim yerlerindeki çatışmalara son verilmeli, seçimlerin demokratik ve güvenli bir ortamda yapılması için azami özen gösterilmelidir.

Demokratik bir süreç olan seçimlerin tezahürü nasıl olursa olsun, hükümeti hangi parti kurarsa kursun, hiç zaman kaybedilmeksizin ilk iş olarak diyalog ve müzakere süreci yeniden başlatılarak ateşkes ilan edilmelidir. Bu talep, tüm taraflara bir çağrımızdır.

Bu bağlamda Sayın Öcalan ile  kesilen diyalog sürecini yeniden başlatmak, bu süreci müzakereye dönüştürerek ilerletmek, halkımızı büyük acılara gark eden ve ülkemizi  her açıdan büyük belirsizliklere ve uçurumlara sürükleyecek olan bu çatışmalı sürece son vermek için adım atmaya davet ediyoruz.

Hiçbir gerekçe sivil yerleşim yerlerinde yapılan eylem ve saldırılar ile bunlara karşı yapılan ve ağır tahribatlara ve çocukların ölümüne neden olan operasyonları, yerlerde sürüklenen insan bedenlerini/cenazeleri ve bu kirli savaşı  haklı gösteremez.

Türkiye toplumunun tüm kesimlerinin bu çatışma sürecini onaylamadığını, benimsemediğini, yerleşim yerlerindeki çatışma ve operasyonlardan da en çok sivil Kürt halkının mağdur olduğunu ifade etmek isteriz.

Bir an önce silahlı çatışma sürecinin sona ermesini umut ve talep etmekle birlikte; çatışma durumunda da toplumun ahlaki ve manevi değerlerine, çatışma hukukunun ya da diğer bir ifadeyle insancıl  hukukunun asgari ilkelerine uyulmalıdır. Bu çerçevede; sivil yerleşim yerlerinde çatışmalara zemin oluşturan ve toplumun sosyal, ekonomik, eğitim ve sağlık gibi günlük yaşamını derinden etkileyen fiil ve uygulamalardan kaçınılmalı, toplumumuzun vicdanını rahatsız eden eylem ve operasyonlar sonlandırılmalı, sivillerin ölümüne neden olabilecek silahlı saldırılara, operasyonlara, yargısız infazlara ve işkence uygulamalarına derhal son verilmelidir. 

Diyarbakır’daki sivil kurumlar olarak, demokratik sürece katkı bakımından üstümüze düşen her türlü sorumluluğu almaya hazır olduğumuzu önemle ifade etmek isteriz. Bu amaçla Hükümetin gerekli izni vermesi durumunda silahların devreden çıkarılmasına büyük katkı sağlayacağını düşündüğümüz Sayın Öcalan’la görüşerek kendilerinin mesajlarını topluma sunmak istediğimizi belirtmek isteriz.  

Bu bağlamda,Türkiye kamuoyunu, siyasi kurumlarını, sivil toplum örgütlerini, sorumluluk sahibi herkesi ve her kesimi bu çatışmalı sürece karşı tutum almaya, karşı koymaya çağırıyoruz.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

 

DİYARBAKIR BAROSU, DTSO, DESOB, DTB, DOGÜNSİFED, Diyarbakır Tabip Odası, DİKAD, DİSK GÜVENLİK-SEN, MAZLUMDER, KESK, TMMOB, TİHV, DOSİAD, İHD, DİSİAD, GÜNGİAD, GENEL-İŞ 2 NOLU ŞB., DİSK BÖLGE TEM., DİSK GENEL-İŞ 1 NOLU ŞB, TUHAD-DER