13.01.2016

Diyarbakır ve Şırnak’a aralık ayının son günlerinde giden TİHV İzmir Temsilciliği İnsan Hakları İçin Sağlık Çalışanları Grubu üyesi doktor ve psikologlar izlenimlerini İzmirlilerle paylaştı. Biz de sağlıkçılara hem izlenimlerini hem de bu süreçte yapılması gerekenleri sorduk.

TİHV İzmir Temsilciliği bünyesinde bir süre önce, psikiyatri alanında faaliyet yürüten çeşitli dernekler ve gönüllü sağlık çalışanları ile psikolojik destek ve dayanışma ağı oluşturduklarını belirten Psikolog Doktor Türkcan Baykal, batıda yaşayanlar ve sağlıkçılar olarak, bölgede yaşananlara ilişkin hem acı, öfke, hüzün hem de sorumluluk taşıdıklarını ifade etti.

‘İŞ ARKADAŞLARINA SARILMAK İSTEDİK’

Baykal, “Gider gitmez Aziz Yural’ın vurulduğunu öğrendik, cenazesine katılabilmek, ailesi ile tanışıp iş arkadaşları ile sarılma hayaliyle Şırnak’a gittik. Ama cenazenin gömülmesine izin verilmediği için sadece morgun önünde basın açıklaması yapabildik. Bu tek örnek bile bu coğrafyada ne yaşandığını çok iyi gösteriyor” dedi.

Halksağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Feride Aksu Tanık, “Sağlık hizmetlerinin varlığının çok kıymetli olduğu bir ortamda sağlıkçılara dokunulması kabul edilir değil. Bunlar insanlık değerleri ile açıklanabilir değil. Biz Ege Denizi’nin kıyısında bu acıları çok içimizde hissediyoruz” dedi.

KÖPRÜNÜN YIKILMAMASI İÇİN

Acıları ortaklaştırmadıkça ve akan kanı hep birlikte durdurmadıkça kardeşçe yaşama şansını da yitirmekten ürktüğünü ifade eden Tanık, “Sağlıkçıların hedef alınması umutları kırmaya yönelik” dedi. Bölgede ateş altında çalışan sağlık emekçilerine selam gönderen Tanık, “Sağlık barışa bir köprü, bir penceredir deniliyor. Biz o köprünün yıkılmaması için elimizden gelen her şeyi yapacağız” dedi.

Uzman Doktor Psikiyatr Alp Ayan, bölgedeki insanların yoğun bir tecrit altında, adeta ağırlaştırılmış F Tipi’nde yaşadığını belirterek, “İletişim kanalları kapanmışsa orada tecrit vardır. Bu sağlığın sosyal boyutunu kesip atmaktır. Ayrıca travma her an yaşamsal risk altında yaşayan her insanın sağlığında sorun yaratır. Sadece yaşayanların değil, izlemek zorunda kalanların da sağlığını etkiliyor. Biz de en azından kendi sağlığımızı korumak için aktif olmaya çalışıyoruz” dedi. Ayan, “Aziz Yural vurulmadan önce batıdan gelen meslektaşları için yemek yapıyormuş. Bu öyküler çok fazla. Bunlarla baş etmek için güçlerimizi birleştirmemiz kaçınılmaz” dedi.

Bölgeye giden grupta yer alan Psikolog Şengül Çavuşoğlu, sokaktaki küçük çocuklardan yetişkinlere kadar bölgedeki herkesin dayanışmaya ihtiyaçları olduğunu ifade ederek,  “Diyarbakır’da kendimizi Gazze şeridinde gibi hissettik. Siyah insanlar var ellerinde uzun namlulu silahlarla. Üzerlerindeki üniformanın asker mi polis mi ne giysisi olduğu belli değil.  Böyle bir görüntü bile insan hak ihlalleri için yeterli bir görüntü” dedi. Bu coğrafyanın nasıl bu hale getirildiğini herkesin sorgulaması gerektiğini ifade eden Şengül, “Politik olarak nerede durulursa durulsun önce insan olarak bakmak gerekiyor” dedi.

‘MAĞDURİYETİ HERKES GÖRÜYOR’

Dr. Yasemin Öz Akdöl: İnsanların hayatlarını kurtarmak ve sağlıklı bir şekilde yaşatmak üzerine yemin ettik. Ama yaşadığımız bugünlerde bebekler, kadınlar sokakta ölüyor. Buna karşı buradan bir ses vermemiz gerekiyor. Bir aya varan sokağa çıkma yasakları yüzünden insanlar sağlık hizmetlerine ulaşamıyor. Aslında herkes oradaki insanların mağduriyetini görüyor ama masum olduklarının farkında değiller. O insanların masum olduğunu da kavratmak ve algılatmak zorundayız.

Psikolog Ayla Bilir: Oradakilerin bizim onları duyduğumuzu bilmeye ihtiyacı var. Bir sonraki kuşak hem tanık olanlar hem yaşayanlar bunu nasıl atlatabilecek? Bu yaralar sarılır mı ve ne kadar zaman alır? Özellikle böyle zamanlarda sağlık çalışanlarının önemi çok büyük hale geliyor. Hakikaten ortada ciddi bir yaşam hakkı ihlali var. Ülkenin bu tarafındaki sağlıkçıların bir dayanışma içinde olması ve orada çalışan sağlıkçı arkadaşlarımıza ve diğer tüm insanlara bir arada olduğumuzu hissettirmemiz çok önemli.

http://www.evrensel.net/haber/269904/barisa-kopru-saglikcilar