Basına ve Kamuoyuna,

19.11.2018

Olağanüstü Hal ve devamındaki süreç içerisinde toplumsal baskı ve sindirme politikaları her alanda varlığını devam ettirmektedir. 2016 yılı itibariyle ilan edilen ve iki yılı aşkın süren OHAL sürecinin ardından hükümet yetkililerince her ne kadar OHAL’in sona erdiği açıklansa dahi bunun uygulamada bir karşılığı olmamıştır. OHAL ve devamında hak ihlallerinin en çok yaşandığı ve halen ihlallerin sürdüğü en büyük toplumsal alan, ceza infaz kurumları olmuş, tutuklu ve hükümlülere yönelik hak ihlalleri giderek artan bir hal almıştır. Yayımlanan raporlar, yapılan tespitler ve basına yansıyan olaylardan anlaşılacağı üzere ceza infaz kurumları tutuklu ve hükümlüler için insani koşullardan uzak alanlar haline getirilmiş, insan onuruyla bağdaşmayan uygulamalara sahne olmaktadır. Bunun son örneği Van F Tipi Ceza İnfaz Kurumunda yaşanmaktadır.

Van F Tipi Ceza İnfaz Kurumu, son olarak tutuklu ve hükümlülerin tutulduğu hücre ve koğuşlarda yer alan, avlu diye tabir edilen havalandırma alanlarının tel örgü ile kapatılmasıyla dikkatleri üzerine çekmiştir. Tutuklu ve hükümlülerin ceza infaz kurumu koşullarında açık havaya erişebildiği tek alan olan havalandırma bölümlerinin bu şekilde kapatılması hak ihlallerinin eriştiği boyutu gözler önüne sermektedir. Bu noktada yaşanan baskı, şiddet ve hak ihlallerini protesto etmek amacıyla tutuklu/hükümlü Kadir KARABAK ve Esat Naci YILDIRIM 17.09.2018 tarihinde ölüm orucuna başladıklarını deklare etmişlerdir. Konuya ilişkin olarak Van Barosu ve Özgürlükçü Hukukçular Platformu tarafından ayrı ayrı raporlar hazırlanmıştır.

Kadir KARABAK ve Esat Naci YILDIRIM, avukatları vasıtasıyla yapılan görüşmelerde, ölüm orucuna başladıkları günden itibaren ceza infaz kurumunda tecride alındıklarını, hak ihlallerine ilişkin insan hakları alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarına gönderdikleri mektuplara ceza infaz kurumu yönetimince el konulduğunu, Adalet Bakanlığı ve Ceza Tevkifevleri Genel Müdürlüğüne yazılan talep dilekçelerine yine idarece el konulduğunu ve muhataplarına iletilmediğini, her gün bulundukları koğuşlara arama adı altında baskın yapıldığını ifade etmişlerdir. 19.11.2018 tarihi itibariyle 64. Günü girilecek olan ölüm orucundaki hükümlülere yönelik ceza infaz kurumu personelinin de tutumu gayrı insanidir. Öyle ki bu süreçte yemek anketi adı altında ceza infaz kurumu personelleri tarafından, hükümlü ve tutuklulara “Sizce ceza infaz kurumunda hangi yemekler pişirilmeli?” şeklinde anketler yapılmış, yine ceza infaz kurumu personelleri tarafından, ölüm orucunda olan hükümlülerin tutulduğu koğuşlara gelinerek “Şu yemek çıktı yer misiniz?”  gibi sorular sorulmuştur.

Tutuklu/hükümlüler taleplerini 4 başlık altında sıralamışlardır. Bunlar;

  1. Koğuş havalandırmalarının, diğer adıyla avluların üzerinde ki tel örgülerinin derhal kaldırılması ve insani olmayan kafes mantığına son verilmesi,
  2. Her gün sabah ve akşam saatlerinde koğuşların arama adı altında dağıtılmasına son verilmesi,
  3. Yasal ve bandrollü olmasına rağmen kendilerine verilmeyen kitapların ve günlük gazetelere erişimin sağlanması,
  4. Herhangi ideolojik ve yasaklı bir içerik olmamasına karşın alınan ve gönderilen mektupların engellenmemesi.

Konu ile ilgili olarak ceza infaz kurumu yönetimi ile yapılan görüşmeler sonuçsuz kalmıştır. Son derece insani ve makul olan taleplerin karşılanması ölüm orucunun bitirilmesi noktasında elzemdir. Konu ile ilgili olarak avukatları vasıtasıyla Adalet Bakanlığı’na, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’ne ve TBMM insan hakları inceleme komisyonuna konu hakkında bilgi verilmiş olup henüz bir dönüş alınamamıştır.

Mahpuslar bugün itibarı ile yani 19.11.2018 tarihi itibarı ile 64. Güne girilecek ölüm orucunu sürdürmektedir ve sağlık durumları kritik aşamaya gelmiştir. Mahpuslar ile yapılan görüşmelerde verilmesi lazım olan B1 Vitamin olmadığı gerekçesi ile verilmediği, bunun yerine bir çok yan etkiye sebebiyet verecek B12 vitamini verildiği beyan edilmiştir. Mahpuslar, avukatları ile yaptıkları son görüşmede baş ağrısı, aşırı halsizlik, kemik ve ilik ağrıları, idrarda kanama, aşırı unutkanlık ve gözlerde yanma ve görme bozuklukları vb hastalıkların başladığını ve artık sıvı tüketiminde zorlandıklarını ifade etmişlerdir. Bağımsız doktorlardan oluşacak bir heyetin sağlık kontrolü için mahpusların avukatları tarafından Türk Tabipler Birliğine başvuru yapılmış, akabinde TTB Van Şubesi de Van Cumhuriyet Başsavcılığına Mahpuslar ile görüşmek ve sağlık kontrollerini sağlamak üzere başvurmuş ancak henüz Van CBS’den başvuruya ilişkin herhangi bir yanıt alınamamıştır.

Bilindiği üzere, tüm ulusal ve uluslararası mevzuatta yaşam hakkının kutsallığına vurgu yapılmakta ve diğer tüm temel hak ve özgürlüklerin yaşam hakkının varlığına bağlı olduğu bilinmektedir. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi,  Birleşmiş Milletler Mahpusların Islahı İçin Asgari Standart Kuralları ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yaşam hakkını koruma altına almaktadır.  Van F Tipi Ceza İnfaz Kurumunda ölüm orucunun 64. gününde olan Kadir KARABAK ve Esat Naci YILDIRIM isimli mahpusların durumu ile ilgili başta Adalet Bakanlığı olmak üzere tüm yetkililerce bir an önce adım atılması, bunun için de ölüm orucuna neden olan tutuklu ve hükümlülere dönük uygulamaların sonlandırılması gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki kişilerin yaşam ve sağlık hakkı hiçbir suretle hiçbir kurum tarafından engellenemeyeceği, ifade özgürlüğü ve haberleşme hakkı kişilerin tutuklu olması dikkate alınarak kısmen sınırlanabilir ise de bu özgürlüğe yönelik sınırlamaların da bir sınırının olması gerektiği açıktır. Temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında Anayasa’nın 13. maddesindeki ölçütler göz önüne alınmak zorundadır. Bu sebeple kişiler tutuklu olsa da bu kişilerin yasal bütün hak ve yetkilerinin mevzuata ve eşitlik ilkesi kapsamında değerlendirilmelidir. Bu haliyle bir kez daha biz insan hakları savunucuları ve İnsan Hakları ilkelerine merkez alan İnsan odaklı kuruluş ve dernekler olarak Adalet Bakanlığı’na ve TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonuna sesleniyoruz. Tutuklu ve hükümlü olup olmadığına ve hangi suçtan tutuklu olduğuna bakılmaksızın bütün Ceza İnfaz Kurumlarında yaşanan hak ihlallerine son verilmesi çağrısını yapıyoruz.

-VAN BAROSU

-İNSAN HAKLARI DERNEĞİ VAN ŞUBESİ

-VAN – HAKKARİ TABİPLER ODASI

-TÜRKİYE İNSAN HAKLARI VAKFI VAN TEMSİLCİĞİ

-TUTUKLU VE HÜKÜMLÜ AİLELERİ YARDIMLAŞMA DERNEĞİ

-ÖZGÜRLÜKÇÜ HUKUKÇULAR PLATFORMU

Paylaş