İZMİR – TİHV İzmir Temsilciliği’nde gerçekleştirilen ortak basın toplantısında kitle örgütleri, 2 yıl 6 ay hapis cezası verilen İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı için ortak bir açıklama yaptı. Basın açıklamasını İzmir Tabip Odası Genel Sekreteri Lütfi Çamlı okudu.

Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’ ya verilen cezaya gerekçe olarak imza attığı bildirinin yanında, ağır insan hakları ihlallerine ilişkin basına verdiği röportajlar ve raporların oluşturduğu belirtilen açıklamada “2009’dan beri Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın Yönetim Kurulu Başkanlığını yürütmekte olan Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’ ya verilen ceza sadece düşünce ve ifade özgürlüğünün ağır ihlali değil aynı zamanda kaygı verici bir şekilde insan hakları savunuculuğuna yönelik baskı oluşturma çabasıdır” ifadeleri yer aldı.

‘KAYGI VERİCİ BULUYORUZ’

Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’ya verilen cezanın kabul edilemez olduğunu belirten 11 hak kuruluşunun açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

“Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın (TİHV) Yönetim Kurulu Başkanlığını yürütmekte olan Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’ya verilen bu ceza sadece düşünce ve ifade özgürlüğünün ağır ihlali değil aynı zamanda kaygı verici bir şekilde insan hakları savunuculuğuna yönelik baskı oluşturma çabasıdır. Çünkü mahkemenin hükmünde de ifade edildiği gibi, söz konusu cezanın gerekçesini Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın imza attığı bildirinin yanı sıra ağır insan hakları ihlallerine ilişkin basına verdiği röportajlar ve hazırladığı raporlar oluşturmaktadır. Tıpkı düşünce ve ifade özgürlüğünün korunmasına yönelik çabaları, hekimlik ve sağlık ortamına ilişkin ürettikleri nedeniyle TTB eski başkanlarından Prof. Dr. Gençay Gürsoy’a yapıldığı gibi Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’ ya da ısrarla sürdürmüş olduğu iyi hekimlik mücadelesi ve insan hakları savunuculuğu nedeniyle özel bir cezalandırma tarifesi uygulanmıştır. Oysa şunu çok iyi biliyoruz ki, hak ihlallerinin tespiti ve belgelenmesi insan hakları savunucusu olmanın doğası gereği, olmazsa olmaz asli faaliyetidir. İhlallerin tespit ve belgeleme çalışmaları, bu ihlalleri önlemenin ötesinde, yol açtıkları mağduriyetlerin onarılarak giderebilmesini, en nihayetinde bir daha asla tekrarlanmamaları için cezasızlıkla mücadeleyi, dolayısıyla da adaleti tesis etmeyi mümkün kılar. Daha da ötesi, evrensel hukukun ilke ve normlarına göre insan haklarını korumanın ve ihlalleri önlemenin asli sorumlusu olan devletlere bu sorumluluklarını hatırlatma işlevi görür. Başta Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Komitesi olmak üzere evrensel hukuk, bilgiyi arama, elde etme ve yayma özgürlüğünü de içeren düşünce ve ifade özgürlüğünün, bütün toplumlar için elzem ve demokratik devletin temeli olduğunu belirtir.”

‘İNSAN HAKLARI SAVUNUCULUĞU CEZALANDIRILAMAZ’

Açıklama, “İnsan haklarını koruma ve geliştirmenin koşulu olan düşünce ifade özgürlüğünü ve iyi hekimliği kriminalize etme çabaları hiçbir şekilde kabul edilemez. İnsan haklarını ve barışı savunmak suç değildir.
TİHV başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı ile TTB nin eski başkanları Prof. Dr. Gencay Gürsoy, Prof. Dr. Özdemir Aktan başta olmak üzere, bu toplumun vicdanı ve yüz akı olan, hakikat arayışındaki barış akademisyenleri hakkında açılan tüm adli ve idari soruşturma ve kovuşturmalar derhal son bulmalı, açılan davalar tüm sonuçlarıyla birlikte düşürülmelidir.  Hakikate tanıklık eden, hakikatin kaydını tutan ve onu görünür kılmak için zorbalığa direnen vicdanın sesi, barış ve insan hakları savunuculuğu cezalandırılamaz!” sözleriyle bitti.

Paylaş