Ortak Basın Açıklaması

03 Mayıs 2018

Orantısız Güç Kullanımı Toplum Vicdanını Yaralıyor!

1 Mayıs 2018 “Emek ve Dayanışma Günü”nde miting alanından ayrılan bir gruba ve Ankara Yüksel Caddesi’nde ‘İşimizi geri istiyoruz’ talebini 539 gündür dile getirmek isteyen gruba polis tarafından TOMA, biber gazı ve fiziksel güç kullanılarak müdahale edilmiştir. Müdahalede 75 yaşındaki Perihan Pulat da kafasından ciddi şekilde yaralanmıştır. Perihan Pulat’ın alnında oluşan belirgin bir hematom (kan toplanması), yüzünün çeşitli bölgelerinde ve her iki göz çevresinde oluşan ödemin (şişme) ve ekimozların (morarma) şiddetli bir travma/darp sonucu meydana geldiği aşikardır. Diğer yandan Gülnaz Bozkurt’un saçlarının şiddetle çekilmesine bağlı olarak kafa üst kısımda skalpte/saçlı deride saçların bölgesel kellik oluşacak şekilde köklerinden sökülmüş olduğu tespit edilmiştir. Yine aynı müdahalede darp edilen Nazan Bozkurt’un yüz bölgesinde ve sağ gözünde ekimoz oluşmuştur. 1 Mayıs kutlaması sonrası dağılmakta olan grup da hiçbir uyarı yapılmadan Maltepe katlı otoparkı önünde polis şiddetine maruz kalmıştır.  İki kişi darp edilip yakın mesafeden biber gazı sıkılarak gözaltına alınmış, gözaltı aracı içine de biber gazı sıkılmıştır. Duruma tepki gösteren kişiler de saldırıya uğramış, bir kişi bizzat polis amiri tarafından tokatlanmış ve hırpalanmıştır.

Dünya Tabipler Birliğinin (DTB) Şiddet ve Sağlık ilişkisine İlişkin Bildirgesinde belirtildiği gibi; “Şiddet küresel bir sağlık sorunudur ve şiddete uğrayanlar çoğunlukla toplumdaki en yoksul, en güçsüz ve en örselenebilir gruplardır. Tıp alanındaki profesyoneller şiddetin ve yarattığı sağlık sorunlarının önlenmesi konusunda etkili stratejiler oluşturulması için yerel, ulusal ve uluslararası düzeylerde savunuculuk yapmalıdırlar. Dahası, bu grup kişisel, toplumsal ve siyasi sorunların çözümü için şiddet içeren davranışları açığa çıkarmalıdırlar.” Yine DTB bizleri, “olaydan etkilenenlerin fiziksel ve ruhsal sağlık bütünlüğünün korunmasına ve onun da ötesinde genel olarak insanın saygınlığını zedeleyen durumlarla mücadele etmeye katkıda bulunmaya” çağırır. (Dünya Tabipleri Birliğinin İşkence ya da Zalimce/İnsanlık Dışı/Onur Kırıcı Muamelelerin Belgelendirilmesi ve İhbar Edilmesinde Hekimlerin Sorumluluğuna İlişkin Kararı)

Evrensel insani değerler, hekimlik mesleği etik ilkeleri, uluslararası ve ulusal mevzuatımızın bize yüklediği sorumlulukla yetkili makamlara sesleniyoruz; Anayasal bir hak olarak özgür bir ortamda, barışçıl bir şekilde toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma hakkını kullanmak isteyen insanların bu haklarını kullanmalarına saygı gösterilmesi hukuki ve vicdani bir gerekliliktir. Bunun aksine yapılan her uygulama antidemokratik olup insan hakları ihlalidir ve polis devletine evrilme sürecini hızlandırmaktadır. 

 İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 5. Maddesinde “Hiç kimseye işkence yapılamaz, zalimce, insanlık dışı veya onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz ve ceza verilemez” denilmektedir. Diğer yandan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. maddesinde  “Hiç kimseye işkence ya da insanlık dışı ya da onur kırıcı bir davranış ya da ceza uygulanamaz” denilerek sadece işkence değil, bireylere yönelik insanlık dışı ya da onur kırıcı bir davranış veya ceza uygulanması da yasaklanmaktadır. Anayasanın 17. Maddesinde de işkence yasağı buyruk kural olarak tanınmış olup işkence ve kötü muamele yasağının uluslararası toplumun mutlak bağlayıcı bir kural olarak tanıdığı, istisnası olmayan temel bir ilke olduğu kabul edilmektedir.

Bu noktada, 75 yaşındaki Perihan Pulat başta olmak üzere diğer tüm polis şiddeti mağdurlarına yönelik darp ve yaralanma şeklinde karşımıza çıkan insanlık dışı, onur kırıcı muameleye ve orantısız güç kullanımına maruz kalmaları toplum vicdanını yaralayan olaylar içerisinde yerini almıştır.

Evrensel insani değerler, etik ilkeler, uluslararası ve ulusal mevzuatın bizlere yüklediği sorumlulukla; polisin, temel insani taleplerini ve masumane isteklerini dile getiren bireylere yönelik orantısız güç kullanma sorununu çözme konumundaki yetkili makamlara bir kez daha sesleniyoruz: Kolluğun bireylere karşı insanlık dışı, onur kırıcı müdahaleleri ve orantısız güç kullanımı son dönemlerde aşikar şekilde artış göstererek toplum vicdanında telafisi mümkün olmayan yaralar açmaktadır. Bu durumun en önemli sebeplerinden birinin “Etkin soruşturma yapılmaması, sorumluların cezasız kalması” olduğu, ülkemizin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde bu nedenle karşılaştığı yaptırımlarla açıkça ortaya konmaktadır. Bu noktada, hiçbir şekilde şiddet ve saldırganlıkta bulunmayan bireylerin, insanlık dışı ve onur kırıcı muameleye maruz kalarak darp edilmesi ve yaralanması olayının ulusal ve uluslararası hukuka aykırılığını hatırlatıyor, yetkilileri sorumluları bulmaya, bir daha böylesi olayların yaşanmaması için gerekli önlem ve yaptırımları almaya çağırıyoruz. Emeğin, dayanışmanın, demokrasinin, barışın günü olan 1 Mayıs’ta böylesi insanlık dışı görüntüleri belleklerimize kazıyan kolluk ve amirlerini bir kez daha kınıyor; yaşananları unutmayacağımızı ve -ne kadar zorlaştırılırsa zorlaştırılsın- takipçisi olacağımızı vurguluyoruz.

Saygılarımızla…

Ankara Tabip Odası

İnsan Hakları Derneği

Türkiye İnsan Hakları Vakfı

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası

Paylaş