16 Nisan 2026
Basına ve Kamuoyuna
Tüm ülkeyi derin bir üzüntü ve endişeye boğan Urfa Siverek ve Maraş’ta orta öğrenim okullarında art arda yaşanan şiddet olaylarında yakınlarını kaybedenlere başsağlığı, yaralılara ise acil şifalar diliyoruz.
Mutlak olarak dokunulmaz bir hak olan yaşam hakkına bu kadar kolay el uzatılıp ihlal edilebilmesi ve bunun önlenememesi kabul edilemezdir.
Bu ülkede süreklilik arz eden yapısal şiddetin serbest bıraktığı/teşvik ettiği saldırganlığın bu şekilde dalga dalga tüm topluma yayılması, toplum olma halimizi geri dönüşü olmayacak biçimde ortadan kaldıracaktır.
Bu nedenle, siyasal iktidarı şiddetin toplum içinde yok edici bir şekilde yayılmasına yol açan söylem ve politikalardan vaz geçmeye, bir arada yaşam iradesine sahip çıkmak isteyen herkesi de yurttaş olma sorumluluğunu yerine getirmeye, siyasal iktidarın politikalarına ve şiddete dur demeye çağırıyoruz.
Türkiye son iki gündür Urfa Siverek ve Maraş’ta orta öğrenim okullarında art arda yaşanan şiddet olayları ile sarsıldı.
14 Nisan 2026 tarihinde Siverek’te bir orta öğrenim okulunda eski bir öğrencinin gerçekleştirdiği silahlı saldırı sonucu 1 kişi yaşamını yitirdi (saldırganın kendisi) en az 16 kişi yaralandı.
15 Nisan 2026 tarihinde ise Maraş’ta 8. sınıf öğrencisi bir kişinin okulda gerçekleştirdiği silahlı saldırı sonucu, biri saldırganın kendisi olmak üzere 10 kişi yaşamını yitirdi, en az 20 kişi yaralandı.
Tüm ülkeyi derin bir üzüntü ve endişeye boğan bu elim olaylarda yakınlarını kaybedenlere başsağlığı, yaralılara ise acil şifalar diliyoruz.
Evet, çok üzgünüz. Ancak endişeden öte çok öfkeliyiz. Çünkü mutlak dokunulmaz bir hak olan yaşam hakkına bu kadar kolay el uzatılıp ihlal edilebilmesi ve bunun önlenememesi öfkeye yol açıyor.
Her fırsatta dile getirdiğimiz gibi evrensel insan hakları normlarına göre yurttaşların yaşam hakkını korumak ve ihlalleri önlemek devletlerin asli sorumluluğudur. Zaten devlet de, tarihsel olarak herkesin herkese şiddet uygulamasının toplumsal varoluşu yok etmesini önlemek için oluşturulmuş bir aygıttır. Dolayısıyla demokratik bir toplumda erki tasarruf edenler, devletin bir arada yaşama iradesi gösteren yurttaşlar arası bağın taşıyıcısı olma fonksiyonuna uygun davranmak zorundadırlar.
Oysa, son yıllarda insan haklarına dayalı bir rejim fikrini referans almaktan tümüyle vazgeçen siyasal iktidarın, ayrımcılığı ve ırkçılığı yaygınlaştırarak toplumu kutuplaştıran, ekonomiden toplum sağlığına kadar ülkenin tüm meselelerini güvenlik sorunu haline getiren, sorunların çözümünde şiddeti esas alan, hak arayanların karşısına kolluk şiddetini ve yargı tacizlerini koyan, hukukun üstünlüğü ilkesini ayaklar altına alan, toplumsal kurum ve değerleri ilga eden politikaları sonucunda toplumda da şiddetin ilişkileri düzenleyen ve sorunları çözen en etkili araç olduğu kanaati güçlenmekte ve buna bağlı olarak yaşam hakkı ihlallerinde kabul edilemez bir artış yaşanmaktadır.
Öte yandan eğitim sisteminin iflası, uzun yıllardır uygulanan ultra neoliberal ekonomi politikaların sebep olduğu kronik ekonomik kriz ve derin yoksullaşma sonucu gençlerin yaşadığı umutsuzluk ve geleceksizlik duygusu, yanı sıra bir idare tekniği olarak çeteleşmelerin teşvik edilmesi ve cezasızlık, şiddet eğilimlerinin giderek artmasına yol açmaktadır.
Son yaşanan elim olaylar bir kez daha göstermiştir ki, yukarıda kısaca unsurlarına değindiğimiz süreklilik arz eden yapısal şiddetin serbest bıraktığı/teşvik ettiği saldırganlığın bu şekilde dalga dalga tüm topluma yayılması toplum olma halimizi geri dönüşü olmayacak biçimde ortadan kaldıracaktır. Hiç bir şekilde kabul edilmez olan bu duruma son vermek ve şiddete dur demek zorundayız.
Bu nedenle siyasal iktidarı, şiddetin toplum içinde yok edici yayılışını durdurmak için başta eğitim ve adalet olmak üzere kurumları ve değerleri ilga eden, toplumu derin ve kalıcı bir yoksulluğa, dolayısıyla geleceksizliğe mahkûm eden, kutuplaştırıcı, ayrımcı ve nefret içerikli her türlü söylem ve politikalardan vaz geçmeye çağırıyoruz.
Barışçıl bir arada yaşam iradesine sahip çıkmak isteyen herkesi de yurttaş olma sorumluluğunu yerine getirmeye; siyasal iktidarın politikalarına ve şiddete dur demeye çağırıyoruz.
Saygılarımızla,
Türkiye İnsan Hakları Vakfı