24 Nisan 2026
BASINA VE KAMUOYUNA
Aşağıda imzası bulunan kurumlar olarak, Menemen R Tipi Kapalı Hapishanesi’nde tutulan ağır hasta mahpus Enver Yanık’ın durumuna dikkat çekmek ve maruz bırakıldığı insan hakları ihlallerini kamuoyu ile paylaşmak için bugün bir araya geldik.
Enver Yanık, 1994 yılında ilk kez tutuklanmasından itibaren, tahliye edildiği dönemler dışında Türkiye’nin birçok farklı hapishanesinde tutulmuştur. 1996 yılında Ulucanlar Hapishanesi’nde gerçekleştirilen ölüm oruçlarına katılmış; 69 gün süren bu eylemin ardından Ankara Numune Hastanesinde tedavi altına alınmış ve kendisine Wernicke-Korsakoff Sendromu teşhisi konulmuştur.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM), çeşitli kararlarında Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 2. maddesinde düzenlenen yaşam hakkını ve 3. maddesinde mutlak olarak yasaklanan işkence yasağını ihlal ettiğine hükmettiği 1999’daki hapishane operasyonları sırasında ağır yaralanan Enver Yanık seri ortopedik ameliyatlar ve ayrıca göğüs tüpü takılmasını gerektiren tıbbi operasyon geçirmiş olup, vücudunda halen el bileklerinde, göğüs boşluğunda, leğen kemiği, uyluk bölgeleri ve baldır bölgelerinde çok sayıda şarapnel parçaları bulunmaktadır. Yine hapishanede maruz bırakıldığı ağır fiziki travmalar ve açlık grevi sonucu olabileceği düşünülen hidrosefali gelişmiş; bu durum nörolojik açıdan kalıcı ve ilerleyici sonuçlar doğurmuştur.
19 Aralık 2000 tarihinde Sincan Hapishanesinde gerçekleştirilen operasyon sonrasında tek kişilik hücreye konulan Yanık’ta, tedavilerinin yapılmaması, beslenme yetersizliği, hareket kısıtlılığı vb. nedenlerle kemik iltihabı, dizlerde kireçlenme ve kalıcı ortopedik rahatsızlıklar oluştuğu öğrenilmiştir ve bu rahatsızlıklar ilgili yakınmaları günümüze kadar devam etmektedir.
Enver Yanık, ileri derecede beslenme yetersizliğine bağlı genel durum bozukluğu, organik amnestik sendrom ve hapishane koşullarında yaşamı açısından kati tehlike bulunması nedeniyle Şubat 2003’te Adli Tıp Kurumu kararıyla tedavisinin dışarıda sürdürülmesi amacıyla tahliye edilmiştir. Ancak tedavisi tamamlanmadan, kalan cezasının infazı gerekçesiyle yeniden tutuklanmış; ihtiyaç duyduğu şekilde esaslı tıbbi tedaviye ancak 2009 yılındaki tahliyesinden sonra devam edilebilmiştir.
2024 yılında ağırlaştırılmış müebbet cezası verilen Enver Yanık, sağlık sorunları devam etmesine rağmen yeniden tutuklanarak Kırıklar 1 No’lu F Tipi Hapishanesine gönderilmiştir. Enver Yanık’ın tutuklanarak hapishaneye gönderilmesine neden olan dosya halen üst mahkemece incelenmektedir. Kırıklar’da bulunduğu sırada adil yargılanma talebiyle bir ay süren açlık grevi yapan Yanık’ın sağlık durumu daha da ağırlaşmış; 13 Kasım 2025 tarihinde Menemen R Tipi Hapishanesi’ne sevk edilmiştir. Sevk tarihinden bu yana 21 kilo verdiği öğrenilen Yanık’ın ağırlaşan sağlık sorunları halen devam etmektedir. Enver Yanık’ın en son yapılan kan tahlillerinde kırmızı ve beyaz kan hücrelerinin ciddi düzeyde düşük olduğu tespit edilmiş; ellerinde ve ayaklarında morarma yakınmaları mevcuttur.
İleri düzeyde unutkanlık yakınmaları olan Yanık’ın, günlük yaşamını sürdürebilmek için sürekli not almak zorunda kaldığı bildirilmektedir. Ancak Enver Yanık, buna rağmen tek başına, kendisine ait havalandırması olmayan bir hücrede tutulmaktadır.
Üstelik hareket edebilmesi için idare tarafından kendisine verilen tekerlekli sandalye de, herhangi bir geçerli hukuki gerekçe gösterilmeksizin “ailen alsın” denilerek geri alınmıştır. Devletin gözetim ve sorumluluğu altındaki, hareket kabiliyeti son derece sınırlı bir mahpusun temel yardımcı cihaza erişiminin engellenmesi; insan onuruna aykırı ve ağır sonuçlar doğuran bir uygulamadır.
Hükümözlü statüsünde olmasına rağmen, gün boyu yararlanması gereken havalandırma hakkı fiilen engellenmektedir. Günde yalnızca bir saat, bulunduğu blok dışında bir havalandırma alanına çıkarılmakta; bu alan ise sürekli kamera ile izlenmektedir. Sürekli gözetim altında tutulması, mahremiyet hakkını ihlal ettiği gibi, psikolojik baskı yaratmakta; bu nedenle Enver Yanık çoğu zaman havalandırmaya çıkmaktan vazgeçmek zorunda kalmaktadır.
Enver Yanık’ın sağlık durumu gereği başka kişilerle birlikte kalması ve sürekli gözetim değil, sürekli bakım alması gerekirken Menemen R Tipi Hapishanesi’nde tek başına tutulması başlı başına ağır bir hak ihlalidir. Sık sık bayılma atakları geçiren, hareket kabiliyeti son derece kısıtlı olan bir hasta mahpusun yalnız bırakılması; yalnızca psikolojik yıkıma değil, doğrudan yaşam hakkı bakımından da ciddi ve yakın bir tehlikeye yol açmaktadır. Kriz anlarında yardım isteyememesi ya da geç müdahale edilmesi, telafisi imkânsız sonuçlar doğurabilecek niteliktedir. Dahası, Enver Yanık, şu an tutulduğu hapishanede “başka siyasi mahpus olmadığı” gerekçesiyle havalandırma, spor ve sohbet gibi en temel sosyalleşme haklarından da bütünüyle mahrum bırakılmaktadır ve böylece maruz bırakıldığı insan hakları ihlalleri her geçen gün daha da ağırlaşmaktadır. Yanık, yürüyemediği ve yalnız tutulduğu için tuvalet ve banyo gibi en temel kişisel ihtiyaçlarını karşılamakta ciddi zorluk yaşamaktadır. Enver Yanık’a yerinden kalkamadığı ve acil müdahale gerektiren durumlar için bastığında hastabakıcıyı çağırması gereken bir acil çağrı butonu verilmiştir. Ancak uygulamada, çoğu zaman Enver Yanık’a müdahale gecikmekte; yardım ekipleri kendisini sıklıkla yerde baygın halde bulmaktadır.
Birleşmiş Milletler’in Mahpuslara Muameleye Dair Asgari Standart Kuralları, yani Nelson Mandela Kuralları, bütün mahpusların insan onuruna saygı temelinde muamele görmesi gerektiğini açıkça düzenlemektedir. Bu kurallara göre hiçbir mahpus işkenceye, insanlık dışı ya da aşağılayıcı muameleye maruz bırakılamaz; mahpusların güvenliği ve sağlığı her koşulda korunmalıdır. Aynı şekilde, hapishane idareleri, özellikle kırılgan durumda bulunan ve özel ihtiyaçları olan mahpusların bireysel gereksinimlerini gözetmek ve uygun düzenlemeleri yapmakla yükümlüdür.
Nelson Mandela Kuralları’na göre mahpusların sağlık hizmetlerine toplumdaki bireylerle eşit standartta, ücretsiz ve gecikmeksizin erişebilmesi gerekir. Ağır hasta mahpusların durumunun düzenli biçimde izlenmesi, acil sağlık ihtiyaçlarına derhal müdahale edilmesi ve sağlık personelinin klinik değerlendirmelerine uygun davranılması zorunludur. Enver Yanık’ın ağır hastalıklarına, hareket kısıtlılığına, baygınlıklarına, ileri derecede unutkanlık yakınmalarına ve hızlı kilo kaybına rağmen uygun tedaviye, yeterli bakıma ve erişilebilir yaşam koşullarına kavuşturulmaması; sağlık hakkının açık ihlalidir.
Aynı kurallar, hapishane yaşamının mahpusların zaten maruz kaldığı özgürlükten yoksun bırakılma halini daha da ağırlaştırmamasını emretmektedir. Oysa Enver Yanık, tek başına yaşamını sürdüremeyecek durumda olmasına rağmen tek kişilik bir hücrede tutulmakta; yardımcı cihazı elinden alınmakta; düzenli, güvenli ve insan onuruna uygun bir bakım sistemine erişememektedir. Bu durum, Nelson Mandela Kuralları’nda güvence altına alınan insan onuruna uygun muamele, makul uyumlaştırma ve özel ihtiyaçlara göre koruma yükümlülüğü ile açıkça çelişmektedir.
Nelson Mandela Kuralları, bütün mahpuslar için yeterli barınma, havalandırma, hijyen, beslenme, içme suyuna erişim, açık havaya çıkma ve fiziksel sağlık koşullarının istisnasız biçimde sağlanmasını öngörmektedir. Ayrıca mahpusların sosyal temaslarının bütünüyle ortadan kaldırılmasına yol açan uygulamalar ile tecride varan koşulların son derece istisnai olması gerektiğini belirtmektedir. Enver Yanık’ın tek başına tutulması, sosyalleşme hakkından mahrum bırakılması ve fiilen yalıtılmış koşullarda yaşatılması; hem fiziksel hem ruhsal bütünlüğünü daha da ağır biçimde tehdit etmektedir.
Kurallar, ağır zihinsel ya da fiziksel sağlık sorunları bulunan ve hapishanede kalması halinde durumu daha da kötüleşecek kişilerin cezaevi koşullarında tutulmaması gerektiğini de vurgulamaktadır. Enver Yanık’ın mevcut sağlık tablosu, hapishanede kalmasının tedavi edici değil, aksine yıkıcı ve geri döndürülemez sonuçlar doğurabilecek nitelikte olduğunu göstermektedir.
Sık bayılma atakları, ileri derecede unutkanlık, hareket kısıtlılığı ve çoklu kronik hastalıklar birlikte değerlendirildiğinde, Enver Yanık’ın hapishanede tutulmaya devam edilmesi; yaşam hakkının, sağlık hakkının, insan onuruna uygun muamele ilkesi ile işkence ve diğer kötü muamele yasağının açık şekilde ihlalidir. Hapishane idaresi tarafından Adli Tıp Kurumu’na başvuruda bulunulmuş; ancak aradan üç ay geçmesine rağmen henüz herhangi bir sonuç alınamamıştır.
Geri dönüşü olmayan sonuçlar doğmadan Enver Yanık derhal serbest bırakılmalı ve uygun sağlık koşullarında tedavi altına alınmalıdır. Aksi halde doğabilecek her türlü sonucun sorumluluğu; mevcut sağlık raporlarına, hapishane koşullarındaki açık risklere ve yapılan başvurulara rağmen gereğini yerine getirmeyen idari ve adli makamların üzerinde olacaktır.
HASTA MAHPUS ENVER YANIK SERBEST BIRAKILSIN!
HASTA MAHPUSLARA ÖZGÜRLÜK!
Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST)
Çağdaş Hukukçular Derneği İzmir Şubesi
İnsan Hakları Derneği İzmir Şubesi
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği İzmir Şubesi
Türkiye İnsan Hakları Vakfı İzmir Temsilciliği