Tedavi ve rehabilitasyon çalışmalarının %70’i gibi önemli bir bölümünü karşılayan bir finansman kaynağının yeni sözleşmeleri askıya alması nedeniyle Vakıf, tarihinin en ağır mali sorunlarından biriyle karşı karşıya kalmıştır. Buna rağmen, işkence görenlerin tedavi ve rehabilitasyon süreçlerinin kesintisiz sürdürülmesi hedefi doğrultusunda tüm vakıf ortamında yürütülen kapsamlı değerlendirmeler sonucunda geçici bir çalışma planı hazırlanmıştır. Bu geçici çalışma planı kapsamında; kadrolu insan gücündeki nispi azalma ve artan tedavi giderleri nedeniyle 2025 yılı için başvuru kapasitesi 450 kişi olarak öngörülmüş olmasına karşın, gönüllü katkılarındaki artış ve büyük bir özveriyle sürdürülen çalışmalar sayesinde önceki yıllardan devam eden 282 başvurunun yanı sıra 516 yeni başvuruya da hizmet sunulabilmiştir.
Raporu indirmek için lütfen tıklayınız.
SUNUŞ ve GENEL DEĞERLENDİRME
Metin Bakkalcı¹
Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın (TİHV) işkence ve diğer zalimane, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele veya cezalandırmalara maruz kalan kişiler için yürüttüğü tedavi ve rehabilitasyon çalışmalarını içeren “Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezleri Raporu”nu bu yıl da sizlerle paylaşıyoruz.
TİHV, Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve İnsan Hakları Derneği (İHD) ortamındaki insan hakları savunucularının ortak çabasıyla 1990 yılında kurulmuştur. Kuruluşundan bu yana işkence ve diğer kötü muameleye maruz kalan 23 binden fazla kişiye tedavi ve rehabilitasyon hizmeti sunmuş; işkencenin tespiti, belgelenmesi ve onarımı alanındaki bilimsel çalışmalarıyla ulusal ve uluslararası düzeyde referans alınan bir insan hakları örgütü hâline gelmiştir. Ayrıca, özellikle işkence ve diğer ağır/ciddi insan hakları ihlallerinin önlenmesine yönelik yayın, araştırma, eğitim ve dokümantasyon çalışmaları da TİHV’in temel faaliyet alanları arasında yer almaktadır.
TİHV’in sunduğu tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri; başta sağlık çalışanları olmak üzere, farklı uzmanlık alanlarından yüzlerce profesyonel ve gönüllünün katkısıyla, disiplinler arası bir yaklaşımla yürütülmektedir. TİHV bugün Diyarbakır, İstanbul, İzmir ve Van’daki dört tedavi merkezinde çalışmalarını sürdürmektedir.
2025 yılı içerisinde işkenceye maruz kaldıkları ya da işkence gören kişilerin yakını oldukları için toplam 516 kişi merkezlerimize başvurmuştur. Yeni başvuru sayısı bir önceki yıla göre düşmüş olsa da, Türkiye’de insan hakları ortamındaki ağır tahribatın sürdüğü; başta hak talebinde bulunanlar, itiraz edenler ve kamusal alanda söz söyleyenlere yönelik olmak üzere işkence ve diğer kötü muamele riskinin arttığı bir
dönemde, TİHV’in tedavi ve rehabilitasyon çalışmalarını nitelikli biçimde sürdürebilmiş olmasının büyük önem taşıdığını özellikle vurgulamak isteriz.
Bilindiği gibi TİHV, kuruluşundan bu yana çalışmalarını tüm gönüllü arkadaşların olağanüstü değerli katkılarının yanı sıra zorunlu kimi giderler için sağlanan finansal katkılarla sürdürmektedir. Ne var ki, 2025 yılı aynı zamanda TİHV açısından ciddi bir finansal kriz dönemi olmuştur. Tedavi ve rehabilitasyon çalışmalarının %70’i gibi önemli bir bölümünü karşılayan bir finansman kaynağının yeni sözleşmeleri askıya alması nedeniyle Vakıf, tarihinin en ağır mali sorunlarından biriyle karşı karşıya kalmıştır. Buna rağmen, işkence görenlerin tedavi ve rehabilitasyon süreçlerinin kesintisiz sürdürülmesi hedefi doğrultusunda tüm vakıf ortamında yürütülen kapsamlı değerlendirmeler sonucunda geçici bir çalışma planı hazırlanmıştır.
Bu geçici çalışma planı kapsamında; kadrolu insan gücündeki nispi azalma ve artan tedavi giderleri nedeniyle 2025 yılı için başvuru kapasitesi 450 kişi olarak öngörülmüş olmasına karşın, gönüllü katkılarındaki artış ve büyük bir özveriyle sürdürülen çalışmalar sayesinde önceki yıllardan devam eden 282 başvurunun yanı sıra 516 yeni başvuruya da hizmet sunulabilmiştir.
Bu vesileyle, bu zorlu süreçte işkencesiz bir Türkiye ve dünya hayali doğrultusunda büyük bir özveriyle çaba gösteren kadrolu/kadrosuz tüm gönüllü arkadaşlara hepimiz adına içten teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Başvuruların tedavi ve rehabilitasyon süreçlerine ilişkin kapsamlı veri ve değerlendirmeler raporun ilerleyen bölümlerinde yer almaktadır.
TİHV, işkencenin belgelenmesi ve işkence görenlerin tedavi ve rehabilitasyonu alanında yıllar içerisinde önemli bir birikim ve deneyim merkezi hâline gelmiştir. İstanbul Protokolü’nün oluşturulması fikrinin 1996 yılında ortaya atıldığı ilk toplantıdan itibaren aktif rol üstlenen TİHV, Protokol’ün 2022 baskısının hazırlanmasında da temel aktörlerden biri olmuştur. BM ile yapılan sözleşme kapsamında İstanbul Protokolü’nün Türkçe çevirisi ve yayımı TİHV tarafından gerçekleştirilmiş; İstanbul Protokolü’nün 2022 baskısına dayalı olarak güncellenen eğitim modülleri doğrultusunda 2024-2025 yıllarında Eğitici Eğitimi programı uygulanmıştır. 2026 yılı içerisinde ise uygulama eğitim programlarının başlatılması planlanmaktadır.
İşkence ve kötü muameleye maruz kalan kişilerin önemli bir bölümü, karmaşık toplumsal travmanın farklı boyutlarından da etkilenmektedir. TİHV bu nedenle, 2004cyılından bu yana karmaşık ve sürmekte olan toplumsal travma ile baş etme hususunda tıbbi desteğin yanı sıra bütüncül ve çok disiplinli çalışmalar yürütmektedir.
Aynı zamanda Türkiye’deki insan hakları ihlallerini düzenli olarak izleyen TİHV; Türkçe ve İngilizce günlük insan hakları raporları ile özel ihlal alanlarına ilişkin çalışmalar yayımlamayı sürdürmektedir.
İnsan hakları ihlallerinin yaygınlaştığı, hak kullanımının giderek istisnaya dönüştürüldüğü ve sivil alanın daraltıldığı bir ortamda TİHV, insan haklarının kamusal yaşamın kurucu ilkesi olması gerektiği yaklaşımıyla çalışmalarını sürdürmektedir. Bu kapsamda, 1 Mart 2021 tarihinde başlayan çalışmaların devamı niteliğinde, 2025-2028 döneminde Türkiye’nin farklı bölgelerinde insan hakları aktörlerinin güçlendirilmesine yönelik kapsamlı bir program yürütülmektedir. Deprem bölgesi, Doğu Anadolu, Ege, Güneydoğu, İç Anadolu ve Marmara’da oluşturulan dayanışma ve iş birliği grupları aracılığıyla yerel düzlemdeki ve ülke çapındaki mücadeleler arasında bağ kurulması ve önleyici-koruyucu mekanizmaların geliştirilmesi hedeflenmektedir.
Hiç kuşkusuz tüm bu çalışmalar, TİHV’in yıllardır maddi ve manevi büyük bir özveriyle görev yapan kurucular kurulu üyeleri, yönetim kurulu üyeleri ve çalışanlarının yanı sıra ülkenin dört bir yanında aynı amaç için bir araya gelmiş başta sağlık çalışanları, hukukçu ve insan hakları savunucuları olmak üzere farklı toplumsal kesimlerden ve uzmanlık alanlarından yüzlerce duyarlı insanın ortak çabası ile gerçekleştirilmektedir.
Son olarak, çalışmalarımıza katkıda bulunan, dayanışmasını esirgemeyen tüm dostlarımıza; kuruluşumuzdan bu yana yanımızda olan Türk Tabipleri Birliği ve İnsan Hakları Derneği başta olmak üzere tüm kurumlara teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Ankara, 20 Mayıs 2026
¹ Dr., TİHV Başkanı