19 Mart 2025 tarihinden bu yana tüm ülke sathında yaşanmakta olan ağır ve ciddi insan hakları ihlallerine derhal son verin!
Başta ters kelepçe uygulaması, göz yaşartıcı gaz vb. kimyasal ajanların kullanımı olmak üzere işkence ve diğer kötü muamele mutlak yasağının ihlali niteliğindeki her türlü uygulamaya derhal son verin!
İşkence ve diğer kötü muamele uygulamalarının silsile içinde tüm sorumluları/failleri hakkında etkili ve bağımsız soruşturma süreçlerini derhal başlatın!
Yurttaşların, bilhassa da halkın haklarının korunması yönünde kamusal görev yapan avukatlar, gazeteciler ve insan hakları savunucularının ev baskınlarıyla, keyfi bir şekilde gözaltına alınmasına derhal son verin!
Keyfi bir şekilde gözaltında tutulan herkesi derhal serbest bırakın, mülki idare amirler tarafından alınmış tüm yasakları kaldırın!
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile kimi ilçe belediye başkanları başta olmak üzere çok sayıda yurttaşın 19 Mart 2025 tarihinde gözaltına alınması ile doruğa ulaşan, seçme ve seçilme hakkına, halkın iradesine ve demokrasiye darbe olarak nitelenen ve doğudan batıya yayılan bir dizi operasyona yönelik neredeyse tüm Türkiye’de gösterilen demokratik tepkileri bastırmak amacıyla önce İstanbul Valiliği, akabinde Ankara ve İzmir Valilikleri tarafından ilan edilen eylem ve etkinlik yasakları, İstanbul’a giriş çıkışların sınırlandırılması ve barışçıl gösterilere olanca şiddetle gerçekleşen kolluk saldırıları ile halkın toplanma ve gösteri özgürlüğü, ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, kişi güvenliği ve özgürlüğü, ulaşım hakkı ve seyahat özgürlüğü, iletişim ve bilgi edinme hakları ihlal edilmiştir. Tepkilerini göstermek için sokağa çıkan halka yönelik polis müdahaleleri ve ardından ev baskınları sırasında gözaltına alınan yüzlerce kişi işkence ve kötü muameleye maruz bırakılarak özgürlüklerinden keyfi olarak alıkonulmuştur.
Bir kez daha hatırlatmak isteriz ki; 14 Ağustos 2024 tarihinde yayımlanan Birleşmiş Milletler (BM) İşkenceye Karşı Komite’nin Türkiye’nin Beşinci Dönemsel Raporu’na İlişkin Sonuç Gözlemleri’nin 23. paragrafında yer verilen “Ters kelepçe gibi gereksiz acı ve ıstıraba neden olan kısıtlama tekniklerinin kullanımı yasaklanmalı” tavsiyesinde de vurgulandığı gibi, gözaltına alınan kişilerin maruz kaldıkları ters kelepçe uygulaması, mutlak olan işkence ve diğer kötü muamele yasağının ihlalidir.
Yine hatırlatmak isteriz ki; Dünya Tabipler Birliği’nin (DTB) Ekim 2015 tarihindeki Genel Kurulunda kabul edilmiş olan, DTB Gösteri Kontrol Ajanları Üzerine Tutum Belgesi’nde yer alan “DTB, bu tür [Göz yaşartıcı gaz gibi kimyasal ajanların] gösteri kontrol ajanlarının kullanılmasının yol açtığı ciddi güçlükler, sağlık ve yaşam açısından oluşturduğu riskler nedeniyle, Devletlerin hangi koşullarda olursa olsun bunları kullanmaktan kaçınmasını tavsiye eder” şeklindeki değerlendirme ışığında, bu tür göz yaşartıcı gaz vb. kimyasal ajanların kullanımı derhal yasaklanmalıdır!
Valiliklerin yasak kararları gerekçe gösterilerek sürdürülen polis müdahaleleri ve gözaltılar, sokakta ve gözaltı birimlerinde gerçekleştirilen işkence ve diğer kötü muamele uygulamaları sonlandırılmalı, bu tür uygulamaları gerçekleştiren kolluk görevlileri cezasızlık zırhıyla korunmadan silsile içindeki tüm sorumlular/failler hakkında etkili ve bağımsız soruşturma süreçleri başlatılmalıdır.
Ve bu süreçte daha da yoğunlaşan ve yurttaşların, bilhassa da halkın haklarının korunması yönünde kamusal görev yapan avukatlar, gazeteciler ve insan hakları savunucularının ev baskınlarıyla keyfi bir şekilde gözaltına alınmalarına; gözaltına alınan kişi sayısının çokluğu, personel yetersizliği vb. gerekçelerle mevzuata aykırı olarak yasal süreyi aşan bir keyfi gözaltı uygulamalarına derhal son verilmeli, halen gözaltından tutulan herkes derhal serbest bırakılmalı, mülki idare amirler tarafından alınmış tüm yasaklar kaldırılmalıdır.
Saygılarımızla,
Türkiye İnsan Hakları Vakfı – İnsan Hakları Derneği