İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi avukatlar ile Tutuklu Aileleriyle Dayanışma Derneği (TUAD) üyelerine yönelik yaklaşık 10 yıldır süren yargılama sonucunda, 28.01.2026 tarihli duruşmada verilen mahkûmiyet kararları kabul edilemez.
2011 yılında TUAD üyeleri ile ÖHD üyesi avukatlar hakkında soruşturma başlatılmıştır. Bir yılı aşkın sürelerle dinleme tedbirleri uygulanmış, TUAD binasına teknik cihazlar yerleştirilmiş, hiçbir usul kuralına uyulmaksızın çok sayıda hukuka aykırı delil üretilmiştir. Yargılama boyunca da bu hukuka aykırı delillerin dosyadan çıkarılması talepleri reddedilmiş, avukatların mesleki faaliyetleri nedeniyle soruşturma izni alınması istemleri kabul edilmemiştir.
2016 yılında başta Avukat Hüseyin Boğatekin olmak üzere avukatların hedef gösterilmesiyle gözaltı kararları alınmış; Av. Ramazan Demir ve Av. Ayşe Acinikli 5 ay, Av. Hüseyin Boğatekin ise 13 gün tutuklu yargılanmıştır.
10 yıl süren yargılama sonunda 28.01.2026 tarihinde 37 TUAD emekçisi ve 10 ÖHD’li avukat hakkında silahlı örgüt üyeliğinden haksız ve hukuka aykırı biçimde mahkûmiyet kararları kurulmuştur.
TUAD emekçilerinin hapishanelerdeki hak ihlallerine karşı yürüttükleri hak mücadelesi, yaptıkları basın açıklamaları ve 2012 yılında açlık grevindeki mahpusların sağlık durumlarının tespitine ilişkin meşru çalışmaları suçlama konusu yapılmıştır. ÖHD üyesi 12 avukatın hapishane ziyaretleri, duruşma izlemeleri, meslektaşları ve müvekkilleriyle yaptıkları telefon görüşmeleri ile mesleki faaliyetleri isnatlara dayanak gösterilmiştir.
Bu karar, savunma faaliyetlerinin ve mahpuslarla kurulan insani dayanışmanın açık biçimde cezalandırıldığını göstermekte; örgüt üyeliği kavramının tamamen keyfileştiğini ve en sıradan çalışmaların dahi silahlı örgüt üyeliğine gerekçe haline getirildiğini gözler önüne sermektedir. Avukatların mesleki faaliyetleri nedeniyle cezalandırılması yalnızca bireysel hak ihlali yaratmamakta; aynı zamanda toplumun adalete erişim hakkını doğrudan hedef almaktadır. Hak savunuculuğu yapan avukatların yargı tehdidiyle susturulmaya çalışılması, hukuk devletinin temel güvencelerini ortadan kaldıran ağır bir müdahaledir.
İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı (İHSDA) olarak, hak savunuculuğu yapan avukatların ve sivil toplum aktörlerinin hiçbir suç unsuru içermeyen meşru mesleki faaliyetleri nedeniyle hedef alınmasını, kriminalize edilmesini ve mahkûm edilmesini kabul etmiyoruz. Bu yargı pratiklerini temel hak ve özgürlüklere yönelik ciddi bir yargısal saldırı olarak değerlendiriyor, hakları ihlal edilen herkesle dayanışma içinde olacağımızı kamuoyuna duyuruyoruz.
İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı
Düşünce Suçu(!?)na Karşı Girişim, Eşit Haklar İçin İzleme Derneği, Göç İzleme Derneği, Hak İnisiyatifi, Hakikat Adalet Hafıza Merkezi, İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi, İnsan Hakları Gündemi Derneği, Kadın Kültür Sanat ve Edebiyat Derneği (KASED), Kadın Zamanı Derneği, Lambdaistanbul LGBTİ+ Dayanışma Derneği, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA), Punto24 Bağımsız Gazetecilik Derneği (P24), Sivil Alan Araştırmaları Derneği, Sosyal Politika, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD), Şiddetsizlik Eğitim ve Araştırma Derneği, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dayanışma Ağı (AĞ-DA), Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı (TOHAV), Türkiye İnsan Hakları Davalarına Destek Projesi (TLSP), Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Üniversiteli Kuir Araştırmaları ve LGBTİ+ Dayanışma Derneği (ÜniKuir), Yaşam Bellek Özgürlük Derneği, Rosa Kadın Derneği