İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, İstanbul Tabip Odası ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası temsilcilerinden oluşan Açlık Grevlerini İzleme Heyetimiz 16 Mayıs 2019 tarihinde Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’ni ziyaret etti. Raporumuz aşağıdadır: 

AÇLIK GREVLERİNİ İZLEME HEYETİ

EDİRNE F TİPİ KAPALI CEZAEVİ ZIYARETİ RAPORU

(16 Mayıs 2019 – Perşembe)

 

Ziyaretin amacı: Devam eden açlık grevleri sürecinde mahpusların sağlık sorunlarını ve cezaevi koşullarını bu hapishanede de izlemek ve raporlamak olup, Cezaevi idaresi ile görüşme talebimiz kabul edilmediğinden, raporumuz mahpusların beyanlarına ve gözlemlerimize dayanmaktadır.

Heyetin Oluşumu: Heyetimiz İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, İstanbul Tabip Odası ve Sağlık Emekçileri Sendikası temsilcilerinden oluşmaktadır.

Genel bilgi:

1 Mart tarihindeki katılımla birlikte Edirne F Tipi Kapalı Cezaevinde 24 kişi açlık grevini sürdürmektedir.

Açlık grevinim sürdüren mahpuslardan bir kısmı ile hükümlü oldukları ve görüş

hakları bulunmadığı için, bir kısmı ile de sağlık durumları elvermediğinden görüşe çıkamayacakları

belirtildiğinden görüşülememiş, görüşülen mahpuslardan bu kişiler hakkında alınan bilgilere de raporumuzda yer verilmiştir.

16 Aralık’tan başlayarak değişik tarihlerde açlık grevine başlayan ve halen sürdürenler yanında

dayanışma amacıyla 10’ar günlük açlık grevi yapan toplam 4 mahpusla görüşmeler yapılmış 15 mahpus hakkında ayrıntılı bilgi edinilmiştir.

1- CEZAEVİ İDARESİNİN VE İNFAZ KORUMA MEMURLARININ TUTUM ve UYGULAMALARI :

Görüşme yapılan mahpuslar;

– açlık grevi süresince 1. Md Haydar Ali Ak yönetimindeki cezaevi idaresinin işkenceye varan sert bir tavır içinde olduğunu, disiplin cezası uygulamasının arttığını,

– havalandırmaların kamera ile sürekli olarak izlenmesi sorununun devam ettiği, kamaraları kapatan veya tahrip eden mahpuslara disiplin ve/veya ceza soruşturması başlatıldığı ve bu nedenle çeşitli cezalara maruz bırakıldıklarını,

– yeni gelen mahpusların iki ay süreyle üzeri tel kafesle örtülü bir alanda tecrit altında tutulduklarını ve odalara dağıtımın yapılmadığını,bu sürede psikolojik baskıya maruz bırakıldıklarını,

– açlık grevi yapanlara disiplin soruşturması açılarak cezaları verildiği, bu

cezaların ağırlıklı olarak “işten yoksun bırakılma” ve “iletişim” cezaları biçiminde olduğunu,

– Kimi mahpusların yaklaşık 9 aydır, kimilerinin ise 1 Marttan bu yana ortak alan faaliyetine çıkartılmadığı ve tecrit altında tutulduğunu,

– Sırasıyla; 19 Aralık, 7 Ocak ve 1 Mart’tan bu yana açlık grevini sürdüren Ramazan Çeper, Hakan Adıgüzel, Mazlum Bataray ve Ahmet Mamo’nun tek başlarına tutuldukları. Açlık grevi 150. Güne varmış olmasına rağmen refakatçi veya 3’lü odaya alınmaları yönündeki taleplerinin kabul edilmediğini,

– İdare tarafından bazı mahpusların “tehlikeli” olarak adlandırılarak ayrı ve ağır uygulamalara tabi tutulduğu. Böyle nitelenen 3 odada kalan ve 26 Aralık ile 1 Mart olmak üzere iki grup halinde açlık grevine başlayan 7 mahpusun refakatçi taleplerinin karşılanmadığı, ayrıca 8 aydır ortak alan faaliyetine çıkartılmadıklarını,

– Açlık grevinde olmayan Abdullah Yalçın ve Zülküf Gümgüm adlı iki mahpusun açlık grevinde olan mahpuslarla dayanışmasını engellemek için sürgün sevke tabi tutulduğunu,

– 1 Mart’tan sonra odalarına baskın yapılarak bazı eşyalarına el konulduğunu,

– yeni yaşam gazetesinin keyfi olarak yasaklandığını, Birgün, Evrensel ve Cumhuriyet gazetelerinin bazı sayılarına el konulduğunu, gerekçe olarak cezaevi ve açlık grevi ile ilgili haberlerin gösterildiğini,

– Gazetelere el konulması ile ilgili olarak infaz hakimliğine yapılan itirazların öncesinde kabul edilirken, açlık grevi sonrası kabul edilmediğini,

– Kantin alışverişinde sorunlar yaşandığını, parasını ödemelerine rağmen çamaşır deterjanı ve şeker gibi temel ihtiyaçlarının kısmi olarak karşılandığını,

– Gönderilen ve alınan mektuplarda sorunların devam ettiği, keyfi olarak mektuplara el konulduğunu, başka bir cezaevinden kontrolden geçerek gelen bir mektuba dahi sakıncalı denilerek el konulabildiğini, hatta renkli kağıda yazıldığı için bile mektubun verilmediği durumlar olduğunu, daha da önemlisi ne yazdığından bağımsız olarak bazı mahpusların bazı kişi ve gazete benzeri yerlerle yazışmasının tamamen yasaklandığı durumlar yaşandığını,

– Bu uygulamaya karşı yapılan itirazların ya İnfaz Hakimlikleri ya da Ağır Ceza Mahkemesi tarafından hukuki gerekçeden yoksun kararlarla reddedildiğini,    belirtmişlerdir.

Değerlendirme: Yukarıda sıralanan yasaklar, hak gaspları  ve disiplin cezaları ile mahpuslara uygulanan tecrit ağırlaştırılmakta, insan onurunu zedeleyen durumlar ortaya çıkmaktadır. Ayrıca; açlık grevinde bulunmasına rağmen tek başına tutulan mahpusların ani gelişecek rahatsızlıklar sonucu yaşamlarını riske sokacak durumların oluşması ciddi bir olasılık içermektedir.

2- AÇLIK GREVİNİN MAHPUSLARIN SAĞLIK DURUMLARINDA YARATTIĞI SORUNLAR:

(Ortaya çıkan sorunların çeşitlilik ve seviye bakımından açlık grevinde bulunulan gün sayısı ile paralellik gösterdiği genel varsayımına karşılık, ziyaretlerimiz sırasında 77. günde olan kimi mahpusların 150. gündeki ile aynı sağlık sorunlarını yaşadığı tespit edilmiştir. )

14- 20 kg aralığında kilo kayıpları

Mide bulantısı, kusma,

Eklem ağrıları,

kemik ağrıları,

sırtta yatmayı engelleyen ağrılar,

Baş ağrısı,

baş dönmesi,

algılama zorlukları,

unutkanlık, dalgınlık,

Halsizlik, yorgunluk,

Kol ve bacaklarda uyuşma

Kramplar

Uyuyamama

Yaygın ödem

Sese ve kokuya aşırı duyarlılık

Sıvı almada güçlük

Bulanık görme

İshal

kabızlık

Hemoroid, kanama

Yüksek/düşük tansiyon

Yürüme güçlüğü,

3- AÇLIK GREVİ SIRASINDA KULLANILAN MADDELERE ERİŞİM

Şeker, tuz, karbonat, Vitamin Benexol B 12 , suyla seyreltilmiş meyve suyu ve ayran

Değerlendirme;

Açlık grevinde bulunan mahpusların çoğunun refakatçileri bulunmadığından, özellikle 40’lı günlerden sonra bu maddeleri düzenli kullanamadıkları anlaşılmaktadır.Bu nedenle özellikle daha önce sağlık sorunları bulunan ya da zaten düşük kiloda olanların sağlık sorunlarının kısa zamanda ciddi boyutlara vardığı düşünülmektedir.

4- TIBBİ TAKİP

Açlık grevinde bulunan mahpuslar revir doktoru tarafından her gün ziyaret edilmekte, tansiyon ve kilo ölçümleri yapılmaktadır.

Açlık grevi başladıktan sonra Sağlık Bakanlığı’na bağlı bir sağlık heyetinin her hafta mahpusları ziyaret ettiği, başlarda birkaç kez bu heyete muayene olmayı kabul ettiklerini, ancak sonrasında muayene olmayı reddettiklerini ve halen bu tutumlarını sürdürdüklerini,

Bu heyetin elinde 9 mahpusun ismi olan bir liste bulunduğu ve bu mahpusların muayene olmayı reddettiklerine dair imzalarının  alındığını, ancak bunun nedenini anlayamadıklarını, belirtmişlerdir.

Değerlendirme: Pek çok hapishanede ihmal edilen tıbbi takibin düzenli olarak ve doktorun da katılımı ile gerçekleştiriliyor olması olumlu olmakla birlikte,

Sağlık durumlarında meydana gelen bozulmaların resmi kayıtlara geçmesi durumunda zorla müdahaleye imkan doğacağı düşüncesindeki mahpuslar sorunlarını aktarmak istememektedir.

5- AVUKAT GÖRÜŞLERİ

Avukat görüşlerinde olağandışı bir sorun izlenmemiştir.

6- SONUÇ OLARAK :

Süresiz dönüşümsüz ve ölüm orucu dışında bazı mahpusların 5-10 ar günlük destek açlık grevi biçiminde sürdürdükleri açlık grevinin 150’li günlere vardığı bu aşamada mahpusların pek çoğunun görüşe çıkmakta zorlandığı izlenmiştir.

Hukukun uygulanması ile çözülebilecek bir sorun nedeniyle, açlık grevini sürdürdüğü tespit edilebilen 2983 mahpus yanında, ölüm orucuna başladığı duyurulan 30 mahpusun yaşamı ciddi tehdit altındadır.

77- 150 gündür açlık grevinde bulunan tüm mahpusların, ancak özellikle tek başlarına tutulan mahpusların refakatçi veya 3’lü odalara alınmaları yönündeki talep kabul edilmeli ve gereği derhal yapılmalıdır.

Açlık grevinde bulunan mahpusların bağımsız hekim heyetleri tarafından ziyaretine izin verilmelidir.

Mahpusların dış dünya ile iletişimine getirilen yasaklar, gazete ve dergilerin yasaklanması ve mektuplaşmaya getirilen engeller ile, temel ihtiyaçlarına erişimlerine ve kantin alışverişine getirilen kısıtlamalar kaldırılmalıdır

Heyetimiz bu sürecin daha fazla can kaybı yaşanmadan çözüme kavuşturulması gerektiği ve bunun devletin sorumluluğunda olduğu düşüncesindedir.

Mahpusların yaşamından ve hukukun uygulanmasından sorumlu olan devlet yetkililerini, derhal çözüm yolunda adımlar atmaya çağırıyoruz.

AÇLIK GREVLERİNİ İZLEME HEYETİ