MENÜ
ANA SAYFA
x

Boğaziçi Üniversitesi’ne Cumhurbaşkanı Tarafından Rektör Atanmasına Yönelik İtiraz Sürecinde Yaşanan Hak İhlallerine Dair Ön Değerlendirme Raporu

Prof. Dr. Melih Bulu’nun Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör olarak atanması, her ne kadar “kanuni” olsa da hukukun hayatı kesen yönü düşünüldüğünde söz konusu atamanın hukukiliği ve meşruiyeti tartışma konusudur. Çünkü söz konusu atama ile üniversitenin temel ve kurucu ilkeleri olan akademik özgürlük ve kurumsal özerkliğin artık hiçbir güvencesinin olmadığı/kalmadığı bir kez daha gözler önüne serilmiştir.

15 Temmuz gerekçesiyle ilan edilen OHAL koşullarında denge ve denetleme sisteminin süzgecinden geçmeden alınan antidemokratik karar ve uygulamalara, 24 Haziran 2018 genel seçimleriyle yürürlüğe giren “yeni rejim” tarafından yapılan çeşitli düzenlemeler ile kalıcılık/süreklilik kazandırılmıştır.

Yeni rejim tarafından özgürlüklerin ve özerkliğin bu şekilde adım adım ilga edilmesi sadece akademik alana özgü değildir. Aslında yeni rejim, toplumsal yaşamı her boyutuyla bir kontrol/tedbir alanı haline getirerek tümüyle kendine mal etme çabası içerisindedir. Böylelikle hem siyasal katılımı hem de talep etme olanaklarını kapatarak/tahrip ederek yurttaş eylemliliğini, dolayısıyla da toplumun bir arada demokratik varoluşunu imkânsız kılmaktadır. Bu tahribat ve imkânsız kılma hali hak ve özgürlüklerin her daim daha pervasızca ihlal edilebilmesini kolaylaştırırken insan haklarının savunulmasını da zorlaştırmaktadır. Baskı ve kontrole, hatta sıkça başvurulan çıplak şiddete dayalı bu yönetme tarzı aynı zamanda kutuplaştırma ve düşmanlaştırma politikalarıyla birlikte sürdürülmekte ve belirli bir konunun, kişinin ya da grubun hedef gösterilmesi, itibarsızlaştırılması, ötekileştirilmesiyle eşgüdümlü ilerlemektedir. Nitekim Cumhurbaşkanı tarafında rektör atanmasına karşı Boğaziçi Üniversitesi’nden yükseltilen haklı ve demokratik itiraza siyasal iktidar tarafından gösterilen tahammülsüzlük sırasında bu yönetme tarzı tüm veçheleriyle sergilenmiştir.

  • Yasaklamalar ve kolluk güçlerinin evrensel hukukta ve ülke yasalarında tanımlanan zor kullanma yetkisinin çok ötesinde kural dışı ve denetimsiz şiddet kullanarak yaptığı müdahaleler sonucunda toplanma ve gösteri yapma özgürlüğü ihlal edildi.
    • Kolluk güçleri en az 38 kentte yapılan barışçıl toplantı ve gösterilere müdahale sırasında plastik mermi, “biber gazı” ve “göz yaşartıcı gaz” gibi kimyasal ajanlardan üretilmiş silahlar ve basınçlı su kullandı.
  • İşkence ve diğer kötü muamele yasağı ihlal edildi.
    • Barışçıl toplantılara kolluk güçlerinin müdahalesi sırasında ve ev baskınlarında en az 801 kişi işkence ve kötü muamele niteliğinde şiddete maruz kalarak gözaltına alındı.
    • En az 13 kişi yaralandı.
    • İşkence ve diğer kötü muameleye maruz kaldıkları gerekçesiyle TİHV’e 60 kişi başvurdu.
  • Tutuklama, ev hapsi ve diğer adli kontrol uygulamaları bir tedbir olmaktan çıkarılarak cezalandırma aracı haline getirildi.
    • 11 kişi tutuklandı.
    • 228 kişiye adli kontrol, 29 kişiye ev hapsi tedbiri uygulandı.
  • Yetkililer tarafından ötekileştirici, damgalayıcı ve nefret içerikli söylemler kullanıldı, ayrımcılık yasağı ihlal edildi.
  • İfade ve basın özgürlüğü ihlal edildi.
    • En az 6 gazeteci yaralandı. 2 kişi sosyal medya paylaşımları gerekçesiyle tutuklandı.
  • Üniversitenin temel ve kurucu ilkeleri olan akademik özgürlük ve kurumsal özerklik ihlal edildi.
  • Örgütlenme özgürlüğü ihlal edildi.
  • Konut dokunulmazlığı ihlal edildi.

 

Bu süreçte yaşanan hak ihlallerine dair ayrıntılı raporumuza buradan ulaşabilirsiniz.