Bizler, devletin güvenlik güçlerince gözaltına alınarak kaybedilenlerin aileleri ve insan hakları savunucuları olarak,  23 yıl önce bugün 27 Mayıs 1995 tarihinde “Kayıplarımızı İstiyoruz!” diyerek Galatasaray’a çıktık.

Galatasaray’a çıktık çünkü, Türkiye’de yüzlerce kişi güvenlik güçlerince gözaltına alınarak kaybedilirken, gözaltında  kaybedilenlerin varlığı inkar edildi. Bu suçun fail ve sorumlu konumunda olan kamu görevlilerine yasal, yargısal ve idari koruma sağlandı. Kayıp ailelerinin hak arama kanalları tamamen kapatıldı. Hakikate ve adalete ulaşmaları engellendi. Gözaltında kaybedilenler unutuluşa terk edildi.

Gözaltında kaybetmeyi suç olmaktan çıkaran zihniyet, yalnızca adaletsizlik üretmekle kalmadı, aynı zamanda toplumu zehirleyerek ortak bir adalet duygusunun oluşmasını da engelledi. Yine bu zihniyet, fail kamu görevlisi olunca, yurttaşın öldürülmesinin ve yok edilmesinin suç sayılmayacağı algısını yarattı. Güvensizlik ve korku üreten bu politik iklim toplumu suskunluğa sürükledi.

Kayıpları aramanın kaybedilme nedeni olduğu bu korku ve suskunluk ortamında “Yaşanan inkârı ve adaletsizliği kanıksamak da inkâr ve adaletsizliği üretmek kadar utanç vericidir; Kanıksamıyoruz! Susmuyoruz! Unutmuyoruz!” diyerek Galatasaray’a çıktık. Tüm baskılara, polis şiddetine, gözaltılara ve tutuklamalara rağmen kaybedilen evlatlarımızdan ve Galatasaray’dan vazgeçmedik. Gözaltında kaybetme gerçeğini gündemde tutmak için ülkenin en uzun erimli barışçıl eylemini sürdürmekte ısrar ettik.

Bugüne kadar temel hak ve özgürlüklerine sahip çıktıkları için, Kürt, Süryani ya da Keldani doğdukları için, sosyalist oldukları için evlatlarımızı düşmanlaştırarak onlara yönelen gözaltında kaybetme dâhil her çeşit devlet terörünü cezasız bırakan siyasi iktidarlar, hakikatlerin ortaya çıkarılması ve adaletin sağlanması talebimize kulaklarını tıkadı. Bu durum yalnız bizim adalete ulaşmamızı engellemekle kalmadı, aynı zamanda Türkiye’nin demokratikleşmesini de engelledi.

27 Mayıs 1995 tarihinden beri  her Cumartesi saat 12.00’de ellerimizde kayıplarımızın fotoğrafları ve kırmızı karanfillerimizle Galatasaray Meydan’ında taleplerimizi haykırıyoruz:

Cezasızlık ve adaletsizlik üreten bu sistemin bütününde köklü yasal, idari ve adli değişiklikler yapılsın!

Cezasızlık politikasına son verilerek, insanlık suçları ve bu suçların failleri görünür kılınsın!

Devletin kaybettiği evlatlarımızın akıbeti açıklansın ve failleri yargılansın!

Hakikat ve adalet hakkımız yasal güvence altına alınsın!

Türkiye, yıllardır imzalamaktan kaçındığı Birleşmiş Milletlerin Bütün Kişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına Dair Sözleşmesini imzalasın!

Galatasaray’a çıkışımızın 23. yılında bir kez daha ilan ediyoruz; hakikat ve adalet mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz! Biliyoruz ki, biz vazgeçersek evlatlarımız asıl o zaman kaybolacak. İnsanlık onuru asıl o zaman yara alacak.

Galatasaray’a çıkışımızın 23. yılında bu topraklarda yaşayan herkese sesleniyoruz: Yok edilmek istenen yalnızca evlatlarımız değil, insanlığın vicdanıdır. İnsanlık onurunu hedef alan bu suç karşısında susmayın! Kayıplar mücadelesini destekleyin. Hakikat ve adalet talebimize sesinizi katın.

İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi

Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon

Türkiye İnsan Hakları Vakfı

 

 

Paylaş